Evlilik Korkusu
Evlilik korkusu kendi gelişimini tamamlayamamış kişilerin korkusudur. Evlilik sağlıklı her bireyin yaşaması gereken bir süreçtir. Tüm canlılarda neslin devamı için gerekli olan üreme dürtüsü vardır. İnsanda üremenin sağlıklı bir şekilde olabilmesi için ve neslin sağlıklı bir şekilde yetiştirilebilmesi için kadın ve erkeğin çocuğu beraber yetiştirmesi gerekir. Çocuğun güvenli bir ortamda büyüyebilmesi kadın ve erkek rollerini düzgünce alabilmesi için kadınla erkeğin beraber olması gerekir. bu sürecin insanın biyolojik , sosyal ve psikolojik yapısına uygun şekilde yaşanması gerekir. Bu oluşuma evlilik diyoruz.

Yetişkin ve sağlıklı her birey üremek ve cinsellik ister, bunun kanuni, dini, ahlaki ve sosyal kabul edilmiş hali evliliktir. Daha net olmak istersek kanuni ve ahlaki olarak çocuk sahibi olmak ve cinselliği yaşamanın yoludur. Ayrıca hayatı paylaşımdır.

Evlenebilmek için kişinin olgunlaşmış ve birey olmuş olması gerekir. Bireyleşemeyen, ailesinden kopamayan kişiler için evlilik sorumluluğu korkutucudur. Çünkü evlilik bir sorumluluktur. Erkek için karısının ve çocuklarının sorumluluğunu almak, kadın içinse erkeğinin ve çocuklarının sorumluluğunu almaktır.
Birey olamayan kişi yaşı kaç olursa olsun daha kendi sorumluluğunu alamamış, hayatın zorluklarıyla baş edemeyecek düzeydedir. Birey olmak anne ve babadan ayrışmaktır. Ayrışmak zor ve sıkıntılıdır. Bu zorluğu atlatmış kişilere birey, olgun kişi diyoruz.

Evliliğin sorumluluğunu alamayan kişiler kendilerine göre buldukları bir takım savunma mekanizmaları ile bu süreçten kaçmaya çalışırlar. Kariyer yapmam lazım, hayat çok zor bu pahalılıkta evlenilir mi, başka birini çekemem, etrafta bu kadar kadın? erkek varken neden biri ile yetineyim gibi mekanizmaları kullanırlar.Yada daha iyisini kaçırırsam en çok kullanılanlardandır.
Bazıları evlenmemek için okulu bitiremezler, nedense hep son senede 5-6 yıl uzatılır, iş bulamazlar, okul biterse ailesi evlenmesini isteyecektir çünkü.
Armudun sapı, üzümün çöpü derken, onun şusu var, bunun boyu kısa, o şişman vs vs bu süreç sürer gider.
Arka planda yaşanılan hayatın-gerçek hayatın sorumluluğunu alma korkusudur. Bazıları bir arada yıllarca yaşayarak evcilik oynarlar. Bir şekilde karar veren olgunlaşmamış bireylerin evliliğin akşamı boğulma duygusu yaşayıp ertesi gün boşanmaya baş vurduklarını hem gördük hem basından.
Bir çok kişide kendi evlerinde gördükleri bozuk aile yaşantısından korkarak evlenmek istemez. Zaten böyle bir ortamda da sağlıklı bireylerim yetişmesi zordur.

Cinsel problemler ve kaygılar evlenmeyi zorlaştırır. Bu kaygıların bir çoğu psikolojiktir. Kendini yetersiz görme, karşı tarafı tatmin edememe, cinsel olarak ona yeterli olamama duyguları bir çok kişiyi evlilikten uzaklaştırırken, evlilikten korkan kişilerin bir çoğu da cinsel korkuları bahane ederek kaçmaktadır.Cinsel kaygıları olan ama gerçekten evlenmek isteyen kişi bunun için doktora baş vuru ve sorunun çözünü sağlar.Cinsellikte çözülmeyecek sorun yok denecek kadar azdır, yeterki çözmek isteyin.

Evliliğin avantajları:

  • Evliliğin amacı, kişileri kısıtlamak değil, hayatı beraberce yaşamanın keyfini çıkarmaktır.
  • Evliliğin avantajları sayılamayacak kadar çoktur, Bazıları;
  • ERKEK, düzenli bir hayat., sıcak bir yuva ve bakım ihtiyacı için, KADIN, kendini güvende hissetmek ve korunma ihtiyacından dolayı evlenmek ister.
  • Evlilik, düzenli bir cinsel yaşantıyı sağlar.
  • Dünyanın her yerinde, cinsiyete göre bir iş bölümü ve işbirliği vardır. Erkeklere fiziki güçleri nedeniyle daha ağır ve zorlayıcı görevler yüklenirken, kadınlar için çocuk doğurma ve çoğunlukla daha hafif işler düşer.
  • Evlilik birçok avantajları beraberinde getirir.
  • Kişinin hayatı belli bir düzene oturur.
  • Yalnızlık ve sıkıntı hissi, sağlıklı bir beraberlik ortamında kaybolur. Evlilik tek başına yaşamaktan daha güven vericidir.
  • Annelik ve babalık hissinin ne demek olduğu anlaşılır.
  • Bunalım gibi sorunlar, evlilerde, bekarlara oranla daha az görülür. Çünkü evlilik, kişiye bir taraftan sosyal bağımlılıklar ve sorumluluklar getirirken, diğer taraftan sosyal itibar ve korunma imkanı verir.

Evliliğin zor yanları da vardır:
Evlilik öncesi kişi hayatını istediği şekilde yaşayabilirken, evlilikle beraber bu yaşantının bir kısmının değişmesi önceliklerin sırasının değişmesi gerekir.
Her şeyden önce evliliğin kendisi başlı başına bir takım mecburiyetlerden oluşur. Çiftlerin birbirlerine nasıl davranacağından tutun da, günlük hayatı nasıl yaşayacaklarına kadar hemen her şey farklı bir insanınki ile çakışınca farklı mecburiyetlere uymak insanların zor anlar yaşamalarına yol açar. Oysa evlilik öncesinde yaşanan ilişki, bu açılardan son derece kolaydır. Herkesin hayatı kendisine aittir, herkes istediği gibi hayatı yaşar.
Günlük hayatını, insan ilişkilerini ve yaşamının her yönünü kendisine göre düzenler; ancak evlenince tüm bunlar farklılaşır. Her şey iki insanın ve toplumun kabul ettiği sınırlar içerisinde diğer ailelerin yaptığı gibi gerçekleşmeye başlar. Dahası gerçekleşmek zorunda olması ve bunun mecburiyet derecesi ne yazık ki; çiftin aralarındaki aşk için fazla gelebilir. Hayat, birlikte yaşanması kolay bir şey değildir. Her insanın kendi içinde kendine ait bir varlık olduğunu unutmamak gerekir.
Evliliğin ortaya çıkarttığı mecburiyetlerin iki kişiden hayatı tek kişiymiş gibi yaşamalarını istemesi çokta kolay bir şey değildir. Bunun kimi zaman ilişkiyi yıpratmasına engel olmak zordur.

Evlilik birbirinden farklı iki insanın beraber bir yaşam sürdürmesidir. Hiçbir insan diğerine benzemez, birbirine benzeyen insanların da aynı anda, aynı duygu ve düşüncelerde olması her zaman mümkün değildir. Evlilik yaşamı ise bu farklılıklara rağmen ortak kararlar almayı ve birlikte hareket etmeyi gerektiren durumlarla doludur. Bu nedenle en uyumlu evliliklerde bile zaman zaman çatışmaların, anlaşmazlıkların yaşanması kaçınılmazdır.
Sağlıklı bir ilişki için kişinin karşısındakini kendisinden ayrı bir birey olarak görüp onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışması gerekir.

Bunu yapabilmek için de kişi önce kendini tanıyıp anlamalıdır.

Evlilik başlangıçta zor bir süreçtir.

Kimse evliliğe mükemmel bir eş olarak başlamaz. Bazen yetiştiğimiz ailedeki etkili olmayan, olumsuz davranış kalıpları ilişkiye taşınabilir, kimi zaman da yaşamın normal güçlükleri mutlu bir evlilik sürdürmeyi zorlaştırabilir. Evlilik; kendini anlamak, eşini anlamak, farklılıkları kabul edebilmek ve tartışmayı bilmek, problem çözmek ve gibi bazı beceriler gerektirir.
Farklılıklara rağmen ortak kararlar alabilmek gerekir.

Evlilikte sorunlar daha çok hangi konularda çıkıyor?

Olgun bireylerde evlilikte sorun çıkmaz.
Olgunlaşmamış yapılarda iletişim bozuktur ve hep kendi öncelikleri vardır. Karşı tarafı değiştirmeyi kendi istediği hale getirmeye çalışır, halbuki eşi olduğu gibi kabul etmeli, onunla beraber yaşamayı, onun güzel yanlarını görmeyi öğrenmelidir

Evlilikte problemler genel hatlarıyla iletişim, problem çözme ve uzlaşma, duygusal yakınlığa ait problemler ve cinsellik gibi konularda ortaya çıkmaktadır.
Evliliğin temel yapılarından biride cinsel yaşamdır. Evlilikteki cinsel problemler ciddi anlamda ilişkiyi bozmakta hatta bitirebilmektedir. Halbuki çok basit şekilde bu sorunlar çözülebilmektedir. Yeter ki taraflar istesin ve destek almayı kabul etsinler.

Toplumumuzda evlilik terapisine başvurularda kavgalı ilişki, aile içi ilişlerde baskı ve kısıtlamalar, aldatma, ailelerle ilişkiler ve cinsellikle ilgili sorunlar sık rastlanan problemler olarak sayılabilir.

Çiftler evlilikteki olumsuzlukları kendi becerileri ile çözmeye çalışmalı, ilişkimizi daha sağlıklı hale nasıl getiririz aramalıdırlar, kaliteli ilişkiler, emek verilmiş ilişkilerdir.
Bunu başaramayanların evlilik terapisi almasına ihtiyaçları vardır.

Sağlıklı evlilikler için kişi kendi problemlerini aşmış olmalı ve doğru, kendine uygun eş seçmelidir, nasıl olsa değişir veya değiştiririm düşüncesi baştan bitmiş bir evliliğin göstergesidir.

Evlilik oturuncaya kadar kolay bir süreç olmamakla beraber, emekle oturtulmuş bir evlilik dünyanın en güzel olayıdır.
Unutmayınız bedel ödemeden kazanç olmaz.
Çocuklarımızın evlenebilmesini, neslinizin devamını, torunlarınızı kucağınıza alabilmek istiyorsanız, onlara yetişkin bireyler olarak davranın, çocuk muamelesi yaparsanız fiziksel olarak büyüdükleri halde ruhsal olarak büyüyemezler ve çocuklar evlenemez sadece evcilik oynayabilirler. Yetişkinlerin evcilik oyununda hep hüsranla biter.